
Milletimizin varlığını, vatanımızın bütünlüğünü ve istiklalimizi hedef alan kuşatmalara karşı, aziz milletimizin yazdığı büyük destanın en görkemli sayfası olan 30 Ağustos Zaferi’nin 104. yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz.
Anadolu’nun dört bir yanı işgalin gölgesinde, milletimizin istiklali ağır tehditler altında iken hür yaşamayı karakteri bilen necip milletimiz, kaderini başkalarının tayin etmesine razı olmayacağını bütün dünyaya bir kez daha ilan etmiştir. Samsun’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yakılan Millî Mücadele meşalesi, milletimizin azmiyle kısa zamanda bütün Anadolu’yu kuşatmış; vatanın her karış toprağında dalga dalga büyüyen bu direniş ruhu, 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’a kudret vermiş; 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da ise tarihin akışını değiştiren ebedî bir zafere dönüşmüştür.
Dumlupınar’da kazanılan bu zafer; inancın, kararlılığın ve vatan sevgisinin birleştiğinde nasıl devasa bir güce dönüştüğünün tarihî nişanesidir. O gün milletimiz, karşısındaki orduların askerî gücünden ziyade kendi iradesine ve haklı davasına inanmış; yokluğun, imkânsızlığın ve en ağır şartların karşısına “Ya istiklal ya ölüm” kararlılığıyla çıkmıştır. Anadolu’nun kaderini değiştiren bu irade, bağımsızlık ülkümüzü mühürleyerek Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan yolu açmıştır.