

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Çorum’da gazetecilerle buluştu. Ağıralioğlu, “Bizim bir sisteme ihtiyacımız var. Bizim ‘iyi adama’ ihtiyacımız var ama kurala uyan, kaideye uyan, sisteme uyan adama ‘iyi adam’ demeyi öğrenmemiz lazım. Bizim bir plana ihtiyacımız var, bizim aslında sadece bir partiye ihtiyacımız yok. Bizim, koyduğu kurala kendi uyacak bir siyasi terbiyeye ihtiyacımız var” dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Çorum’da partisinin halk buluşması öncesi basın mensuplarıyla bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu. Çorum Ticaret Sanayi Odası’nda yaptığı basın toplantısında selden etkilenen Samsun Havza ile Amasya’ya yaptığı ziyaretlerde vatandaşın haklı sitemlerinden de söz eden Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
ANAHTAR PARTİ’NİN YAPTIRDIĞI TEK BİR ANKET YOK
“Çorum’a daha önce de birkaç sefer geldik, arkadaşlarımız sahada gayretle çalışıyorlar. Türkiye’nin her yerinde kıpır kıpır bir teşkilat, memleketin istikbaline hazırlanıyor. 161. parti olarak kurulduk; şu anda hiçbirini kendi yaptırmadığımız anketlerde dördüncü, beşinci parti durumundayız. Kamuoyu şunu da bilsin: Bizim şu ana kadar Anahtar Parti olarak yaptırdığımız bir tane bile anket yoktur!..
Dün Samsun’daydık, Amasya’daydık; Havza’ya uğradık, orada sel vardı. Sel bölgesine uğradığımızda vatandaşların ‘afet bölgesi ilan edilmedi’ diye sitemleri vardı. Biliyorsunuz, mevzuattaki afet ilanında vefat şartı aranıyor; vefat olmadığı için de orası afet bölgesi ilan edilmiyor. O zaman da zararların hızlıca tazmin edilmesiyle ilgili ciddi bir gecikme yaşanıyor. Yahu telafisinde bir tereddüt olmuş, vatandaş da haklı olarak kahırlı. Diyorlar ki: ‘Ölmedik diye suçlu muyuz? Yani biz afette canlarımızı kurtardık, mallarımızı umursamadık diye suçlu mu olduk? Bizim kabahatimiz, ölmeyecek kadar hayata tutunmaya çalışmak; çoluğumuzu çocuğumuzu kurtaralım da malımız ne olursa olsun demek miydi?’ diye sitem ediyorlar. Kendilerini duymayan siyasetten şikayetçiler. ‘Seçerken yanımızda olanların, derdimiz varken yanımızda olmaması’ gibi bir kahırları var. Belediyeye sitemleri var… Devlet dairesi gibi… Afet gelmiş, beşinci dördüncü günündeyiz; yanımızda ilk günlerden itibaren hiç kimse kalmıyor, elektrik yok. Duyan yok, gelen yok, giden yok, muhatap yok diye konuşuyorlar.
Siyasetin Havza’da duyduğu bu sesler ile bizim bu bir buçuk senedir sahada gezerken gördüğümüz şikayetler tamamen aynıdır: Duymayan siyaset, anlamayan siyaset, görmeyen siyaset, empati yapmayan siyaset, umursamayan siyaset, kibirli siyaset, buyuran siyaset, iktidardan olunca bağıran siyaset, kendisi gibi olmayana hayatı zorlaştıran siyaset… Bunların hepsi tam manasıyla var! Bu hatta, o küçük afet bölgesinde de gördüğünüz şey ile ‘memlekette büyük bir afet var, yönetim afeti var’ derken fark ettiğiniz şeylerin hepsi aynı yerde birleşiyor: Ülke kötü yönetiliyor! Ülke, kaynaklarının büyüklüğüne göre yönetilemiyor; ülke, potansiyelinin büyüklüğüne göre yönetilemiyor.
AK PARTİ’NİN HASMI DEĞİLİZ, RAKİBİYİZ…
Dolayısıyla memlekette bir yönetim değişikliği talim ediyoruz. Biz siyaseti bir bayrak yarışı gibi görürüz. AK Parti bizim düşmanımız değil. Memleket için iyi olsun diye yapmaya çalıştıkları her işin sonunda önümüze bir karne düştü. Dolayısıyla AK Parti’nin hasmı değiliz, rakibiyiz; sorumluluğu aldığımız yerden daha ileriye taşırız. Onların yapamadığı, yapmadığı ne kadar iş varsa hepsini yaparız: Hazineyi doldururuz, enflasyonu düşürürüz, faizi indiririz, kamu harcamalarını disipline ederiz.
Türkiye’de iktidarların herhalde yarısı ‘ben yaparım’ diyerek, kalan yarısı da ‘bunlar yapamaz’ diyerek gücü elinde tuttu. Şimdi de Tayyip Bey, artık ‘ben yaparım’ diyerek değil de ‘bu muhalefete memleket verilmez’ diyerek bir seçim kampanyası yürütmeye çalışıyor, anladığımız kadarıyla. Biz de zaten tam olarak bu yüzden kurulduk. Yani muhalefetin yetersizliği, iktidarın yapamadıklarının mazereti haline gelmiş. Muhalefet yetersiz olunca iktidar, ‘el mecbur’ diye kendisini millete kabul ettirmiş, öyle takdim etmiş. Ben bunu bir daha kabul etmem! Muhalefetin bu muhtevasızlığından, hazırlıksızlığından, dağınıklığından etkilenen seçmeni kendi tarafında tutmayı başarmışlar. Anahtar Parti bu tahterevalliyi yıkmak için geldi! Bugün Tayyip Bey ve arkadaşları mücadele ettiğini söylüyorlar; yani ‘Ben bu kadar yaptım, muhalefet gelirse daha fena yapacak’ diye bizi korkutarak siyaset yapıyorlar. Anahtar Parti bu oyunu bozmaya geldi. Biz parti derdiyle, AK Parti-MHP kavgasıyla, CHP kavgasıyla, kimlik derdiyle, mezhep-meşrep atışmasıyla gelmedik. Bu memleketin daha güçlü ve zengin olmak için neyi eksikti mesela? AK Parti’nin neyi eksikti?
BİZİM SİYASİ TERBİYEYE İHTİYACIMIZ VAR…
Problem şu: Bizim bir sisteme ihtiyacımız var. Bizim ‘iyi adama’ ihtiyacımız var ama kurala uyan, kaideye uyan, sisteme uyan adama ‘iyi adam’ demeyi öğrenmemiz lazım. Bizim bir plana ihtiyacımız var, bizim aslında sadece bir partiye ihtiyacımız yok. Bizim, koyduğu kurala kendi uyacak bir siyasi terbiyeye ihtiyacımız var. Kuralıysa Anayasa’ya uyacak, hukuksa hukuka uyacak, kanunsa kanuna uyacak bir siyaset terbiyesine ihtiyacımız var. O olmayınca, ‘Ben istisna olurum, rakibin canını okurum, ben kanunu kafama göre uygulayan tarafım’ anlayışı hâkim oluyor.
Hatırlayın, 2023 seçiminden önce ona buna söverek kazandınız. ‘Teröristlerin canını okuyacağız; Kemal Kılıçdaroğlu’nu seçerseniz bunlar Öcalan’ı meclise çağıracak’ diye propaganda yaptılar. Cumhur İttifakı koro halinde bunu söyledi; Tayyip Bey dahil, Devlet Bey dahil. Sonra Tayyip Bey grup toplantısında çıktı, ‘DEM, biz, MHP ve AK Parti beraber yürümeye karar verdik’ dedi. Devlet Bey grup konuşmasında, ‘Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Selahattin yuvasına dönene kadar kararımız nettir’ dedi. Yani bunlar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Öcalan’ı meclise getirmesine değil, kendilerinden önce getirmesine endişe etmişler. Gördünüz mü?
BİRİNCİ PARTİ OLAN KARARSIZLAR İKTİDAR KARARSIZIDIR!
Türkiye’de ittifakların konusu olabilecek bloklaşmalar artık kalmadı. Millet İttifakı da yok, Cumhur İttifakı da yok! Ne Cumhur İttifakı var ne Millet İttifakı var; sadece millet var ve milletin devasa dertleri var. Önümüzde net bir karne var. Türkiye’de şu anda ‘Kararsızlar birinci parti’ diyorlar. Peki, bu kararsızlar kimden ayrılarak kararsız oldu? İktidardan ayrılarak kararsız oldular! Muhalefetten ayrılan azdır; muhalefetten de vardır ama asıl gövde iktidarın kararsızıdır ve birinci partiyi onlar oluşturuyor. İktidarın kararsızı neden oluşuyor? ‘Yolsuzluğu çözeceğiz’ demişsiniz, yolsuzluk var. ‘Yoksulluğu çözeceğiz’ demişsiniz, yoksulluk var. ‘Fakirlikle, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğiz’ demişsiniz; yasaklar var, zindanlarda insanlar var. Madde bağımlılığının pençesinde kıvranan evlatlar var. ‘Aile yılı’ ilan ediyorsunuz, aile yapısı dağılmış! Demografimizle ilgili büyük bir tehdit var. ‘Üretim’ demişsiniz, rantı kuvvetlendirmişsiniz; üretenin canı burnunda, zorluğu var. Esnafın siftah problemi var, çocukların işsizlik problemi var. Atanamayan öğretmenlerden tutun da üniversiteyi bitiren çocuklara kadar… Bizim çocuklarımız artık hayal kuramıyorlar, kâbusları var! Yurdu terk etme hattında bir sürü evlat var. Sokaklarda mesleksiz kalmış bir sürü insan var. Çocukları evde internet gencine çevirmişsiniz, hepsi birer ‘ev genci’ olmuş; ne istihdamdalar, ne de eğitimdeler! Milletin tarafındayız! O yüzden Anahtar Parti, müstakil olarak, şu anda kararsızların birinci parti olduğu ve bu kararsızlığın kahra dönüştüğü zeminde, kararsızların kararı olmaya çalışacak. Kararsızların kararı olmamıza vesile olacak net bir plan sunacak. Yani bu ülkenin artık bir parti kavgasına ihtiyacı yok, plana ihtiyacı var! Aşını büyütecek, işine yetecek, çocuklarını hayaline kavuşturabilecek bir yönetim maharetine ihtiyacı var. Anahtar Parti, bunu Türk milletinin evlatlarının sahip olduğu o büyük potansiyelle yapabileceğine inanmış yeni kadrosuyla, yeni partisidir. Yapacağız, ayağa kaldıracağız! Seçim finaline kadar, sonuna kadar kararsızların kararı olmak için mücadele edeceğiz. Sonunda bakacağız: Milletimiz sesimizi ne kadar duydu? Milletimiz bizim sözümüze ve irademize ne kadar iltifat etti? Sandık hangi çözümü işaret ediyor? Bizimle yürümeyi mi, bizim söylediğimiz vizyonda toplanmayı mı? Neyi işaret ediyorsa ona bakacağız ve o zaman bunları bir daha konuşacağız.
Biz ne mazhar ülkesiyiz ne de kâbus ülkesiyiz; biz sadece kötü yönetiliyoruz! Biz Anahtar Parti olarak bir ara kanalız. Yani memleketin çok büyük bir potansiyeli var ama kötü yönetiliyor. Kötü yönetildiğimiz için de bu ara hissemize fakirlik düştü, yüksek enflasyon düştü, faiz düştü; çocuklarımıza işsizlik düştü, eğitimde dağınıklık düştü, üretimde rekabet gücümüzde azalma ve bozulma düştü. Bunların hepsi yönetim maharetsizliğinden oldu. Anahtar Parti’nin durduğu yer tam olarak burasıdır.”