Jeoloji Mühendislerinden Kritik Uyarı: Dirençli Kentler Kamusal Zorunluluktur

Jeoloji Mühendislerinden Kritik Uyarı: Dirençli Kentler Kamusal Zorunluluktur
Yayınlama: 16.08.2026
6
A+
A-

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, afet risklerinin azaltılması ve güvenli kentlerin oluşturulması çağrısında bulundu. Dr. Tatar, “Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur” dedi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, deprem gerçeğine ve Türkiye’nin afetlere karşı hazırlık durumuna dikkat çekti.

“17 Ağustos Depremi Ağır Bir Toplumsal Kırılmaydı”

17 Ağustos 1999 depreminin yalnızca büyük bir jeolojik olay olmadığını belirten Dr. Mehmet Tatar, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin yeterince dikkate alınmamasının ağır sonuçlara yol açtığını ifade etti.

Dr. Tatar, sonraki yıllarda meydana gelen depremlerin de gerekli derslerin yeterince çıkarılmadığını gösterdiğini belirterek, deprem risklerinin azaltılması için bilimsel temelli politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Deprem Doğa Olayıdır, Afet Kader Değildir”

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Dr. Mehmet Tatar, depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığını söyledi.

Deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında nasıl davranılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirten Dr. Tatar, yaşanılan kentin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının, deprem tehlikesinin ve yapıların güvenlik durumunun önceden bilinmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Mikrobölgeleme Çalışmaları Tamamlanmalı

Dr. Mehmet Tatar, afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığına dikkat çekerek, kentlerin jeolojik yapısının ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının hızla tamamlanması gerektiğini belirten Dr. Tatar; aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesinin önemine işaret etti.

Yerleşim alanlarının uygunluğunun bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiğini ifade eden Dr. Tatar, imar, yapılaşma ve arazi kullanım kararlarının da bu veriler doğrultusunda alınması gerektiğini kaydetti.

“Yeni Riskler Üretilmemeli”

Yerel ve merkezi yönetimlere önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Dr. Mehmet Tatar, geleceğe yönelik kent planlamasının jeolojik verilerle uyumlu olması gerektiğini söyledi.

JMO Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, afet risk yönetim sistemlerinin yalnızca mevcut riskleri belirlemekle sınırlı kalmaması, aynı zamanda yeni risklerin ortaya çıkmasını önleyecek şekilde oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Jeolojik ve Jeoteknik Etütler Hayati Önem Taşıyor

Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar bütün süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin şekilde yararlanılması gerektiğini belirten Dr. Tatar, jeolojik-jeoteknik etütlerin bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Dr. Mehmet Tatar, bu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, güvenli ve sağlıklı yerleşimlerin oluşturulmasında bilimsel verilerin esas alınması çağrısında bulundu.

Kentsel Dönüşümde Rant Değil, Güvenlik Esas Alınmalı

Kentsel dönüşüm uygulamalarının yalnızca yapıların yenilenmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Tatar, dönüşüm süreçlerinde deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Dr. Tatar, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığını vurguladı.

Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan Çağrı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak taleplerini sıralayan Dr. Mehmet Tatar; tüm yerleşim alanlarında mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini, yapı ve zemin denetim sistemlerinin kamusal ve bağımsız anlayışla güçlendirilmesini ve afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılmasını istedi.

Dr. Tatar, afet yönetiminde yalnızca deprem sonrasında yaraları sarmaya odaklanan anlayıştan vazgeçilerek, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik bir sisteme geçilmesi gerektiğini söyledi.

“Güvenli Yaşam Herkesin Hakkıdır”

Bilim ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin bir tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu vurgulayan Dr. Mehmet Tatar, açıklamasını şu mesajla tamamladı:

“Afetlere dirençli yerleşimler mümkündür ve güvenli yaşam herkesin hakkıdır. Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur.”

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşları saygıyla anarak, yerel ve merkezi yönetimler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal çözümler üretmeye davet etti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.