24 Temmuz, “basından sansürün kaldırılışı”nın 118., Lozan Anlaşması’nın 103. yıldönümü olması dolayısıyla Türkiye siyasi yaşamında özel bir gündür.
Lozan açısından Sevr’in yırtılıp tarihin çöplüğüne atılmasıdır. Türk Ulusunun emperyalist dayatmalara karşı kazandığı Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın diplomatik zaferidir.
Tam bağımsızlık, egemenlik demektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda eşit-egemen devlet olmasının tapusudur.
24 Temmuz, “egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur” ilkesi dolayısıyla yalnızca yönetim anlayışını değil, özgür düşüncenin, eleştirel aklın, yurttaşlık bilincinin de temelini oluşturduğu için basın/medya, iletişim özgürlüğü demektir.
Cumhuriyetin yaşaması için gerekli temel kurumlardan biridir. Özgür basının olmadığı yerde özgür düşünce, özgür düşüncenin olmadığı yerde gerçek anlamda demokratik toplumdan, ulus egemenliğinden söz edilemez!
Sansür, özgür düşüncenin düşmanıdır. Yalnız gazetecilerin değil, bütün toplumun haber alma hakkını elinden alır. Düşüncenin susturulduğu yerde toplum karanlığa mahkûm edilir.
Cumhuriyet, düşünen, sorgulayan, eleştiren, özgürce konuşan yurttaşlar rejimidir. Bağımsız bir ülkenin yurttaşı, gerçeği bilme hakkına sahiptir.
Özgür basın/medya Cumhuriyet’in demokratik güvencesidir; toplumun gözü, kulağı, vicdanıdır.
Burada 24 Temmuz’un tarihsel anlamını anarken Lozan’ın bağımsızlık ruhuyla basın/medya, iletişim özgürlüğünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha vurgulamak isteriz.
Cumhuriyetin temel değerleri olan laiklik, hukukun üstünlüğü anlayışı aklın, bilimin rehberliğinde güçlendirilmelidir!
24 Temmuz dolayısıyla başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,bütün kahramanları saygıyla anıyoruz.
Çukurova Sanat Girişimi