VATAN PARTİSİ İNCİRLİK ÜSSÜ’NDEN SESLENDİ: TRUMP’IN ASKERLERİNİ EVLERİNE TABUTLA DEĞİL BAVULLA GÖNDERELİM

VATAN PARTİSİ İNCİRLİK ÜSSÜ’NDEN SESLENDİ: TRUMP’IN ASKERLERİNİ EVLERİNE TABUTLA DEĞİL BAVULLA GÖNDERELİM
Yayınlama: 05.03.2026
10
A+
A-

ABD’nin kullandığı İncirlik Hava Üssü’nün kapısındayız.

Ey gözleri gaflet uykusunda olanlar, size değil gözlerinize sesleniyorum: Uyanın! Uykusu çok olan gözler, artık uyanın!

Gökyüzü yarılıyor, yeryüzü ateş ve kanla kavruluyor. Dünyanın üzerine bir kaos, bir karabasan bütün yıkıcılığıyla çöküyor.

Hile ve desise ustası ABD emperyalizmi ile İsrail, komşumuz İran’ı bombalıyor. İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Sayın Ayetullah Ali Hamaney’i şehit ediyor. İran’ın kahramanlarını, komutanlarını hedef alıyor. Anlaşma, barış, diyalog ninnileriyle dünyayı ve kendi halklarını uyutup savaşı kundaklıyorlar. Gördünüz mü ABD’nin gerçek yüzünü!

ABD’nin Asya’yı Hedef Alan Saldırgan Stratejisi

ABD, Asya’yı hedef alan stratejisini İran’a attığı füzelerle açıkça gösteriyor. Bu füzeler yalnızca İran’a atılmıyor; Türkiye, Rusya, Çin de aynı tehditle karşı karşıya. Bütün dünya bir felaketin eşiğinde duruyor. Ya bu felaketi önleyeceğiz ya da büyük bedeller ödeyeceğiz. Ya bu savaşı kazanacağız ya da kazanacağız. Başka çaremiz yok!

Ya devrim savaşı önler, ya da savaşlar devrime neden olur!

Yatıştırma Politikasının İflası ve Tarihi Dersler

  1. Dünya Savaşı’nı önlemek isteyen barış güçleri, mazlumlar dünyası, gelişen dünya ve Amerikan hegemonyasından bıkan gelişmiş dünya; canavarın beslenmesini izleyerek onu durduramazsınız. Onun başını okşayarak, hoşuna giden diplomatik asil sözcükler kullanarak laf anlatamazsınız. Mazlumla zalimi aynı kefeye koyarak başınızı kuma gömemezsiniz.
  2. Dünya Savaşı öncesinde Hitler’i yatıştıracağını zannedenlerin düştüğü yanlışları hatırlayınız. Canavar önce başka ülkeleri yesin diye Hitler’i Sovyetler Birliği’nin üzerine sürmeye çalışan İngiliz Başbakanı Chamberlain’in iflasını ve yarattığı felaketi tekrar edemezsiniz.

Trump ve Netanyahu’nun saldırganlığını seyrederek yatıştırma yolunu seçenler, bu politikayla onları azgınlaştırmaktan başka bir iş yapmıyorsunuz.

Saldırganlar uluslararası hukuka göndermelerle durdurulmaz.

Barış, uluslararası topluma çağrılarla kazanılmaz.

Trump ve Netanyahu’nun savaş çılgınlığını önleyecek tek kuvvet, Türkiye + Rusya + Çin + İran ittifakıdır. Bu ittifak zaten oluşuyor. Türkiye Hükümeti’nin sorumluluğu, ittifakın oluşmasını seyretmek değil, derhal etkin bir uygulamaya geçmektir.

Bu etkin uygulama, bağrında İran’a savaş kundaklayan üslerin tasfiyesiyle başlar. NATO görevlerine katılmamakla, komşumuzu gözetleyen AWACS uçaklarının bizim topraklarımızdan havalanmasını önlemekle başlar.

İncirlik Üssü Türk üssüymüş, başında Türk komutan varmış… Bilmiyormuşuz gibi bize bunları hatırlatıyorlar. Türk kamuoyunu aldatmak üzerine yapılan açıklamalardır bunlar. Peki o halde İncirlik üssü Türk üssüyse, içinde Amerikan askerlerinin ne işi var? İçinde Amerikan askerleri varsa bu birliklerin Türkiye’de ne işi var? 15 Temmuz’daki gibi bizi içimizden bıçaklamak, hançerlemek için mi? Org. Eşref Bitlislerimizi şehit etmek için mi? Niçin?

Trump-Netanyahu savaş çılgınlarını durdurmak, en başta Türkiye’nin meselesidir. Çünkü Trump ve Netanyahu’nun hava hareketleriyle İran’a üstünlük sağlayamayacağı ve kesin bir zafer kazanamayacağı anlaşılmıştır. Taktikleri, karadan ayrılıkçı sözde Kürt örgütlerini ve Barzani ile Talabani’yi İran’ın üzerine sürmektir. Bu durumda İran’ı bölerek “2. İsrail”i kurma planı ABD’nin gündemindedir.

“Türkiye Himayesinde Kürdistan” Oyunu Yeniden Sahneye

“2. İsrail”in kurulması, Türkiye’mizi bölme girişimidir. Trump ve Netanyahu, Suriye ve İran planlarıyla birlikte yine Türkiye Hükümeti’nin önüne havucu uzattılar. “Türkiye himayesinde Kürdistan” oyunu yeniden sahneleniyor. “Sınır ötesinde Türk + Kürt + Arap ittifakı” söylemleri, hem Türkiye hükümeti yöneticilerinin dilinde, hem TBMM Komisyonu’nda hem de Abdullah Öcalan’ın açıklamalarında boy gösterdi.

Bu oyun, doğrudan doğruya Türkiye’yi, İran’ı, diğer komşularımızı ve Kürtleri tuzağa düşürmek içindir. Bu oyuna kananlar, bedelini hem ülkelerine ödetirler hem de kendileri iktidarlarından olurlar.

Hesabı Amerika ve İsrail’in kazanacağına göre yapan bazı hesapsızlara sesleniyorum: Onların hesabının tutmayacağını, bel bağladıkları Trump’a ve Amerika’ya ilan ediyorum!

Ey Trump! Ey Amerika!

Ey Trump,

Sen Hitler’in çizmelerini giydin! Ama mazlum milletlerin ayakları altında kalacaksın. Sen Amerika’yı yeniden büyük yapacaktın ama kendi halkını bile aldatan bir yalancısın. Amerika’yı büyütemedin, aksine küçülteceksin. İran’ı bölmeye, Türkiye’yi bölmeye çalışırken kendi ülkeni bölünmüş bulacaksın. Sonu gelmez savaşları bitireceğini söylemiştin; oysa bu savaş senin sonunu getirecek.

Ey Amerika,

Asya’nın birikimini, imkânlarını ve değerlerini görülmemiş bir kinle ezmek için dizginlerini kaybettin. Sen artık eski sen değilsin. Dünyadaki üretimin yarısını gerçekleştiren bir ülke olmaktan çıktın; tüketensin, çürüyen ve yıkılansın. Senden korkan senin gibi olsun. Sen İran’dan korkuyorsun, Türkiye’den korkuyorsun, Çin’den ve Rusya’dan korkuyorsun. Saldırganlığın, köşeye sıkışan kedinin cırmalaması gibi. Dolar saltanatın yıkılıyor. Paralı lejyonerlerinin karşısına mazlum milletlerin orduları dikiliyor. Sen İran’ı kuşattığını zannediyorsun; ancak mazlum milletler senin dünya hegemonyası iddialarını kuşatıyor.

Sen kâğıttan kaplansın. Dünyanın en gerileyen gücüsün. Seni uyarıyoruz: Boyundan büyük işlere kalkışıyorsun. Bak işte üslerin alev alev yanıyor. Ekonomik üstünlüğünü kaybettin. Silahlı ve askeri üstünlüğünü sürdüremeyeceksin. Boşuna kıvranıyorsun.

Önceki bütün imparatorluklar gibi sen de, zamanının nasıl sona ermesini önleme, nasıl ölmeme, bu devri ne yapıp da uzatma imkânlarını düşünerek geçiriyorsun. İki elin başının arasında, kara kara düşünürken tir tir titriyorsun. Titrerken ise kaçınılmaz sona karşı hayatla, tarihle, insanlıkla inatlaşarak daha fazla saldırganlaşıyor, öldürüyor ve ölüyorsun. İmparatorluk’tan geçinenin ölümü de imparatorluktan olur. Kendi sonunu hazırlıyorsun.

Senin emperyalist işbölümüne insanlığın uyacağını mı zannediyorsun: “Amerika ve İsrail bombalar ve savaşır, işbirlikçi körfez ülkeleri sana askeri üsler ve topraklar sağlar, Fransızlar, İngilizler ve Almanlar sınır bölgelerinde polis görevi yaparlar, Hollandalılar, İsviçreliler ve İskandinavlar da insani yardım götürürler.” Her yerden sana isyan var!

İnsanlık Cephesi Oluşuyor

Bugün ABD-İsrail saldırganlığına karşı bir insanlık cephesi oluşuyor. Yakında hiç kimse Amerika’nın vereceği kirli işleri yapmayacak, göreceksiniz. Kimi Avrupa devletleri dahi eski patronları ABD’nin ve NATO’nun denetiminden çıkmakta ve Büyük Savaşı önleyecek cepheye katılmaktadır.

ABD Saldırganlığı İran Duvarına Çarptı

ABD saldırganlığının hem dış cephede hem de iç cephede dayandığı duvarlar vardı. Şimdi bu saldırganlık İran duvarına çarpmıştır.

ABD’nin iç cephesindeki direnç ve yetersizlikler gün yüzüne çıktı. Trump’ın kendi karargâhında dahi karamsarlık büyüyor. ABD, ekonomisiyle de silahlı gücüyle de bu saldırıyı sürdürmede ciddi sorunlarla karşı karşıyadır.

ABD ve İsrail’in hedefi İran rejimini değiştirmekti. Daha savaşın başında İran rejimi güçlendi. Füzeler ve bombardımanlar İran yönetimini devirecek kuvveti sahneye çıkartamadı. İran milleti, yönetimi önderliğinde sımsıkı birleşti. Kuzeyinde, güneyinde, doğusunda, batısında on milyonlar ayakta. Saldırı, İran yönetimini pekiştirdi.

Evet, değişen rejim var: Trump’ın ve Netanyahu’nun koltukları sallanıyor.

Savaş Borazancıları Utanç Çukurunda

Trump ve Netanyahu’nun koltukları sallanırken, onların savaş borazancıları utanç çukurunda kaybolmaktadır. Televizyonlardaki ABD ve İsrail kadrosunun Türk milletine bakacak yüzleri kalmamıştır. Trump ve Netanyahu’nun psikolojik harekât memurları isimlerini utanç defterine yazdırdılar. Türk Milleti onların suratına tükürüyor.

Şunu unutmasınlar: ABD, Afganistan’dan yalın ayak, başı kabak kaçtığı zaman kaçış planında köpeklerine yer vardı ancak işbirlikçilerine yer yoktu.

Gerçek Zaferin Sırrı

Savaşı zırh giyenler değil, kefen giyen insanlar kazanır.

Savaşı gemileri olanlar değil, gemilerini yakanlar kazanır.

Savaşı son teknoloji silahı olanlar değil, elinde çakaralmaz olsa da ölmeyi emredebilen komutanlar kazanır.

Kimse aklından çıkarmasın: Savaşı uçak gemileri değil, ölümden korkmayan insan kazanıyor!

Ayetullah Hamaney, İran devlet yöneticileri ile sıradan İran askerinin ve emekçisinin şehadette ve cesarette eşit olduklarını kanıtlamıştır. İşte bu eşitlik, zaferin de sırrıdır.

ABD ve İsrail askeri, zenginlikten sarhoş olmuş Trump’ların petrol vurgunları için savaşıyor. İran askeri ve halkı ise vatanları için savaşıyor.

Emperyalist tekellerin petrol vurgunu için savaşanlar ölümden korkuyor.

Vatan için savaşanlar ölümden korkmuyor.

 

Biz de korkmayalım. Şu İncirlik Üssü’nü TSK’nın tam denetimi altına alalım. Amerikan askerlerini ülkelerine tabutların içinde değil ellerinde bavullarla gönderelim. Amerika’ya yapacağımız en büyük iyilik budur. NATO bizi dışlarmış diye düşünmeyelim. Zaten NATO’nun üvey evladıyız. Neredeyse Amerika NATO’dan çıkacak. Bu koşullarda önümüzde duran görev:

 

İncirlik ve Kürecik üslerinin TSK’nın denetimine geçmesidir. Yurdumuzdaki Amerikan askeri varlığına son verilmesidir. Türkiye Milli Demokratik Devrimini tamamlamanın arifesindedir. Vatan Partisi bu görevi kesinlikle yerine getirecektir.

 

Yaşasın İran! Yaşasın Türkiye!

 

Kahralsun Amerika! Kahrolsun İsrail!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.