

Eskiden anlatılan bir hikâye vardır…
Bir baba, oğluna kızgınlıkla “Sen adam olamazsın” der.
Yıllar geçer…
Oğul bir gün vali olur, babasını ayağına çağırır.
Baba karşısına geçer ve şu cümleyi kurar:“Ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim.”
Bugün Çukurova Belediyesi kulislerinde bu hikâye yeniden hatırlatılıyor.
Çukurova Belediyesi’nde başkan yardımcılığı görevinde yapılan değişiklik, sadece bir görev devri olarak değil, tarz, üslup ve yönetim anlayışı üzerinden de tartışılıyor.
Görev Değişikliği Var, Tartışma Büyük
Başkan Yardımcısı Cihan İldem’in yerine Belediye Meclis Üyesi Feramuz Oran atandı.
Ancak asıl dikkat çeken, bu atamayla birlikte Oran’a bağlanan birimler oldu:İmar Müdürlüğü, Plan ve Proje Müdürlüğü!, Yapı Kontrol Müdürlüğü, Emlak ve İstimlak Müdürlüğü.
Bir avukat sanki bir mimar, bir şehir plancısı, bir mühendis gibi.
Belediyenin en kritik, en hassas, en çok temas edilen müdürlükleri tek elde toplandı.
Soyadı, Hatıra ve Kulisler
Feramuz Oran’ın, eski Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Çolak’ın yeğeni olması da kulislerde ayrı bir başlık olarak konuşuluyor.
Adana’da Çolak, Sümer ve Barışık ailelerinin bu kente bıraktığı iz; saygı, hatırşinaslık ve kent kültürüyle anılır.
Oran soyadı ise birçok kişi için yeni.
Ve kulislerde şu cümle fısıldanıyor:“İyi ki yeni duyduk… Keşke tanışma bu kadar sert olmasaydı.”
Makam Odası mı, Kulis Odası mı?
Belediye içinde konuşulan bir diğer konu ise çalışma tarzı.
İddialara göre Feramuz Oran, eski Başkan Yardımcısı Ali Arslanlıoğlu’nun makam odasında oturuyor; ancak temasların ve görüşmelerin büyük bölümü “yan oda” olarak tarif edilen kulis alanında yürütülüyor.
Kulislerde şu soru açık açık soruluyor:“Makam odası dururken, kulis odasında yapılan bu ‘uzun toplantılar’ neyin toplantısı?”
Asıl Zarar Kime?
Belediye kulislerinde ortak kanaat şu:
Bu tablo, Belediye Başkanı Emrah Kozay’a zarar veriyor.
İmar ve yapı süreçleriyle ilgili en kritik müdürlüklerin tek bir başkan yardımcısına bağlanması, belediyeye gelen vatandaşlarda ve sektör temsilcilerinde ciddi soru işaretleri yaratıyor.
“Acaba mı?” duygusuyla başlayan ziyaretlerin, sessizce biten ayrılıklara dönüştüğü konuşuluyor.
Hikâye Bugün Neyi Hatırlatıyor?
İşte tam da bu noktada o eski hikâye yeniden anlam kazanıyor.
Makamlar gelir…
Yetkiler verilir…
Unvanlar değişir…
Ama mesele hâlâ aynı soruda düğümlenir:
Adamlık makamla mı ölçülür, duruşla mı?
Kulisler bu soruyu soruyor.
Cevabını ise zaman gösterecek.